part 2.
To my exes who in the beginning got on their knees to kiss the sole my foot
-later bullied me for the size
And after all those years I finally realize
even if they beg me for some food
We won't be able to compromise
.
part 2.
To my exes who in the beginning got on their knees to kiss the sole my foot
-later bullied me for the size
And after all those years I finally realize
even if they beg me for some food
We won't be able to compromise
Dermansız bir dert sahibi olup olmadığımın netleşmesine az kalmış yaşlılığımın en genç günlerinden birinde, bir zamanlar sürekli kabuslar görmemi sağlayan tütsümü yakmış, bekliyorum. Görselinden daha iddialı olan koku hafızama yaslandım; bakalım neymiş o kabuslarım, bekliyorum. Hiç beklemediğim kadar bekliyorum bu günlerde..
Gençliğimin yaşlılık günlerinde ağır ve dolu akan zaman, şu günlerde bomboş ve süratli-fakat sabit bir ivme ile- akıyor. Yokuş çıkmak zor, inmesi kolaydır(derler). İnişler hep zor gelmiştir bana(ayaklar albayım!). Çıkışları severim, çıkmayı severim. Üstte olmak kontroldür. Burada bir innuendo yok, en azından şimdilik.
Yirminin katlarına tekabül eden hatırların zaman gibi değerini yitirdiği gönlümde bir altyapı çalışması başladı son gelen metamorfoz ile. Kentsel dönüşüm değil fakat. Beynini kullanma yetisine sahip son nesil akranlarım y kuşağının aksine, alt kuşaklara ve zekaların yapaylığına tahammül edemiyorum. Çoğunun hareketlerinin çiçeği burnunda orta yaş sendromu mahsulleri olduğuna inanıyorum.
Gittikçe küçülen camlar ve plastikleşen eşyalarla çevrelenmiş hayatlarda ilişkiler de yapaylıktan nasibini aldı. Hazmı kolay, çabuk tüketilen, kalitesiz bahanelerle toz duman köz olan duygu yoksunu ilişkiler..Şaplak atılan kıçlar, ağızlara sığmayan dev dudaklar ve avuçlardan taşan memeler de plastik artık. Organik yaşamımda kendime anaerobik kapasitede hazlar sunmam bundandır. Aç değilim; belli başlı besinlere intoleransım ve bazı vitaminlere eksikliğim var. Çoğu kuşakdaşım gibi "ne bulsam" yiyemiyorum. Gerçi yine o akranlardı ki, 35-3500 km uzaktan yalın ve yalnız gelirlerdi sırf o en gurme lezzetleri beraber yiyebilelim diye. Deneyimlerle oluşturulmuş, authentic intelligence tarafından geliştirilmiş radarıma bakılırsa, 3.5 km öteden bile gelinmiyor artık. Ağızda da tat kalmadı zaten. İşte...kimi zekamı gözardı edip yaratıcılıktan uzak bahaneler üretiyor, kimi bebek yüzünü tamamlayan feminen kaçışları ve kimi de göbeğini bekaret kemeri gibi kullanmayı tercih ediyor. Vee tabii ki konu gene memelere geliyor. Ee sende göbek, bende meme..nasıl kavuşacağız o halde? Aslında tam da kaçıngan bile bağlanmayı beceremeyenin neyi becerebileceğini sorgulamam gereken noktadayım, lakin uğraşmayacağım. Şimdi bunun aynası var, gölgesi ayrı bir dert. En çok zararı ruhum çırılçıplakken gördüm ben, kafi. Diğer türlüsü de size gelmiyor, o zaman : "handshake seals the contract."
En iyisi gel ben sana bi küçük çekeyim ama sonra sen bana büyük çek, tutkularına tutsak olma.
Hem az kaldı..yaralar en çok iyileşirken hatırlatır kendini. Kabuğun en çok ucu acır. Maskülenliğin bir koza gibi sardığı bedenim çoktan kelebek olmuş; en başında bahsettiğim bugünümü mahveden o günlerdeki kabuslarımdan ötürü görmez, bilmez olmuşum. Oysa yazın sıcağı da benim, kışın soğuğu da..mevsimler böylesine istikrarlı akarken, why aren't you samimi yet?
Düşük kapasite zeka ve bundan dolayı hiç bir şey ile sınanmamış bireylerin inorganik iyiliği ile her şeyi fazlasıyla fark ederek iyi kalmaya çalışan organik insanları karıştırmayalım. O organik insanların kararmaya kontra yapmaya çalışan - tam da odak noktanız memenin altında- kocaman kalpleri var.
Peki o memeler bu kelebeğin ömrünü ne kadar etkileyecek?
Bunu da bekliyorum.