6 Eylül 2026 Pazar

BoldMasculineWoman

 part 1


To my exes who in the beginning did not amuse

Later became my muse ;

Now i understand why those kinda girls you always pick

With your body like skoda kamiq

And by cutting off you think you're leaving me in a wreakage

which has luckily turned out to be my brand new M package



3 Eylül 2026 Perşembe

honjok (혼족)

Size kendimi iyi hissettiğim bir yerden bahsetmek istiyorum, isim vermeden; olur da birileri orayı ararken burayı bulur, çırılçıplak hissederim sonra (gene). Neyse, aramızda işte..

Yaşadığım yerde bir kozmetik dükkanı var : iki katlıydı, küçülen her şey gibi o da giriş hizasında kaldı. Kaldığı tek yer burası değil, içinde teyzenizin bekarken kullandığı parfümler var. Catherine Arley, Viva Caprio, Dolce Vita..Dayımızı da unutmayalım değil mi? Yenge sayımız çok basamaklıyken, evden çıkmadan önce çıtır dayımız bir salınırdı : mmmhh Old Spice! Malibu şişesi gibiydi, hala öyle. Babaanne evindeki kolonyayı da unutmayalım : PErizat-REsmiye-JAle. Tabii sonrasında böyle olmadığını öğrendik, merak ediyorsanız araştırırsınız, ilk cümlemde belirttiğim sebeplerden detaya girmek istemiyorum. 

Peki neden bu dükkanı bu kadar seviyorum ? Değişen her şeye rağmen, boyutu dışında hiç bir şeyi değişmediği için. Bir de zamanda yolculuk hissi veriyor ; bir yansıtıcı ya da aynayla karşılaşmayıp zamana direnememiş yüzümü görmediğim sürece o en masum yıllarıma geçtiğim bir tünel gibi ürünler arasındaki turum. Ne yaşamadığıma umutlanıp, ne yaşadığımı unutabildiğim bir yer. Zaten Suriçi'nden çıkamama sebeplerimin başında bu geliyor : Özümden uzaklaşmayı istememem ve değişimden kaçınmam. Çünkü bir şey benim için yeterliyse bunu değiştirmek ya da daha modern bir tabirle ifade etmek gerekirse "güncellemek" gerekmiyor. Yeni olanlar da zaten eskimişlerden bile daha iyi değil ve değersiz hissediyorum böyle olunca. Yine akranlarıma selam göndermek gerekirse, sağ olsunlar her buluşmamızda Fatih-Harbiye romanından geçiyorum. Ve bugünün zekadan nasibini almamış çocukları hep benim zamandaşlarımın mahsülleri. Zaten yine benim minnoş çevremdekilerdir her şeyin altına beyaz spor ayakkabı giyip honki ponki attaalara giden. 
Çocukluğumda iki üç kanal arasından denk geldiği için mecburen bakmak zorunda kaldığım aptal kutusundan kardelen gibi çıkardı o kadınlar : etek-bluz-ceket-topuklu ayakkabı.. arkadan bakıldığında herkes anatomik olarak cinsini yansıtırdı. Cinsiyet tabiri ML ile ifade edilen dolgulardan ibaret değildi. Her şeyden öte, erkekler kadınlarla rekabet etmedikleri için bu kadar zorbalamazlardı. Yaşanan ilişkiler kişiye özeldi, sıradanlaştırılmadan sevilirdiniz. Standardize olduğun için değil, üst üste binmiş dişlerin güldüğünde seni öne çıkardığı için. Şu an siz bozulmadan eski sistemle özelleştirilmiş bir sevgi,saygı ve nezaket paketi sunsanız, paketi nereye koyacağını bilmiyor "insanlar." Sonra neden "yalnız"sın? Neden uyum sağlayayım peki ?

Öncelikle şunu belirteyim ki : yalnız değil, sadece yalınım. Tabii yalnızlıkla demek istediğiniz fiziksel ise o konuda da başına "kalifiye"eklemek isterim. Ben ne zaman kendimi anlatmayı bıraktım, yaşam daha bi yaşanılası oldu. Beyinler arasındaki dönülmez kavşaklardır zaten bir insanı diğerlerinin betimlediği yalnızlığa sürükleyen..hem öyle kalabalığız ki biz burada, sadece sizlere benzemediği için anlamlandıramıyorsunuz..işte tam da burada -ayrıştığımız noktada- mahkumiyet gibi başlayıp mükafata dönen yalnızlığım en iyi dostum oldu. 
Sizler ayrıştıkça, ayrıldık birbirimizden..yalnızlıkla yalın, yekvücut olduk. 
Akut sosyallik sundum kendime, gerisi kronik yalnızlık ama en kalabalığından. 
Yanlışlarımı suladınız, senkronize bile olamadık en azından "yalnız" yazarken..

Anlayana.. 

20 Ağustos 2026 Perşembe

¿ Foot the Bill ?

 part 2. 

To my exes who in the beginning got on their knees to kiss the sole my foot

-later bullied me for the size

And after all those years I finally realize

even if they beg me for some food

We won't be able to compromise


.


7 Ağustos 2026 Cuma

Çekmece

Dermansız bir dert sahibi olup olmadığımın netleşmesine az kalmış yaşlılığımın en genç günlerinden birinde, bir zamanlar sürekli kabuslar görmemi sağlayan tütsümü yakmış, bekliyorum. Görselinden daha iddialı olan koku hafızama yaslandım; bakalım neymiş o kabuslarım, bekliyorum. Hiç beklemediğim kadar bekliyorum bu günlerde..

Gençliğimin yaşlılık günlerinde ağır ve dolu akan zaman, şu günlerde bomboş ve süratli-fakat sabit bir ivme ile- akıyor. Yokuş çıkmak zor, inmesi kolaydır(derler). İnişler hep zor gelmiştir bana(ayaklar albayım!). Çıkışları severim, çıkmayı severim. Üstte olmak kontroldür. Burada bir innuendo yok, en azından şimdilik. 

Yirminin katlarına tekabül eden hatırların zaman gibi değerini yitirdiği gönlümde bir altyapı çalışması başladı son gelen metamorfoz ile. Kentsel dönüşüm değil fakat. Beynini kullanma yetisine sahip son nesil akranlarım y kuşağının aksine, alt kuşaklara ve zekaların yapaylığına tahammül edemiyorum. Çoğunun hareketlerinin çiçeği burnunda orta yaş sendromu mahsulleri olduğuna inanıyorum.

Gittikçe küçülen camlar ve plastikleşen eşyalarla çevrelenmiş hayatlarda ilişkiler de yapaylıktan nasibini aldı. Hazmı kolay, çabuk tüketilen, kalitesiz bahanelerle toz duman köz olan duygu yoksunu ilişkiler..Şaplak atılan kıçlar, ağızlara sığmayan dev dudaklar ve avuçlardan taşan memeler de plastik artık. Organik yaşamımda kendime anaerobik kapasitede hazlar sunmam bundandır. Aç değilim; belli başlı besinlere intoleransım ve bazı vitaminlere eksikliğim var. Çoğu kuşakdaşım gibi "ne bulsam" yiyemiyorum. Gerçi yine o akranlardı ki, 35-3500 km uzaktan yalın ve yalnız gelirlerdi sırf o en gurme lezzetleri beraber yiyebilelim diye. Deneyimlerle oluşturulmuş, authentic intelligence tarafından geliştirilmiş radarıma bakılırsa, 3.5 km öteden bile gelinmiyor artık. Ağızda da tat kalmadı zaten. İşte...kimi zekamı gözardı edip yaratıcılıktan uzak bahaneler üretiyor, kimi bebek yüzünü tamamlayan feminen kaçışları ve kimi de göbeğini bekaret kemeri gibi kullanmayı tercih ediyor. Vee tabii ki konu gene memelere geliyor. Ee sende göbek, bende meme..nasıl kavuşacağız o halde? Aslında tam da kaçıngan bile bağlanmayı beceremeyenin neyi becerebileceğini sorgulamam gereken noktadayım, lakin uğraşmayacağım. Şimdi bunun aynası var, gölgesi ayrı bir dert. En çok zararı ruhum çırılçıplakken gördüm ben, kafi. Diğer türlüsü de size gelmiyor, o zaman : "handshake seals the contract."

En iyisi gel ben sana bi küçük çekeyim ama sonra sen bana büyük çek, tutkularına tutsak olma. 

Hem az kaldı..yaralar en çok iyileşirken hatırlatır kendini. Kabuğun en çok ucu acır. Maskülenliğin bir koza gibi sardığı bedenim çoktan kelebek olmuş; en başında bahsettiğim bugünümü mahveden o günlerdeki kabuslarımdan ötürü görmez, bilmez olmuşum. Oysa yazın sıcağı da benim, kışın soğuğu da..mevsimler böylesine istikrarlı akarken, why aren't you samimi yet? 

Düşük kapasite zeka ve bundan dolayı hiç bir şey ile sınanmamış bireylerin inorganik iyiliği ile her şeyi fazlasıyla fark ederek iyi kalmaya çalışan organik insanları karıştırmayalım. O organik insanların kararmaya kontra yapmaya çalışan - tam da odak noktanız memenin altında- kocaman kalpleri var. 

Peki o memeler bu kelebeğin ömrünü ne kadar etkileyecek? 

Bunu da bekliyorum. 

17 Nisan 2025 Perşembe

my day, they may :)

 28 yıldır beklediğim an ve onunla ilişkili olarak 18 yıldır beklettiğim t-shirt..

Hoş geldi, iyi geldi.. ulaşılması arzulanan bir andı, mutlu etti. 

Şimdi farkettim de, sayfada renkli balonlar ve konfetiler uçuşuyor 🤩 heh işte, tam da böyle devam etsin. 

Gözler pek net görmüyor fizyolojik açıdan, lakin psikolojik perspektifte zirveye ulaşmış olabilirim. Yıllar götürürken bir şeyleri daha iyisini koymayı ihmal etmiyor. 

Gelenlere, gidenlere, bir türlü gidemeyenlere, hala gelmeyi beceremeyenlere sonsuz teşekkürler 🙏🏻 daim olayım, daim olun, beraberce olsun. 

Hayat kısa ve Usta'nın dediği gibi kuş uçuşunu farkedebilecek kadar bile değil artık. 

Farkındalığımı yitirmeden devam edebilme dileğiyle..🙏🏻

Iyi ki varım be !


☺️

31 Aralık 2024 Salı

bitter end

 Duygularımı ve başka bir sürü şeyimi yitirdiğim bir yılın son anlarından..

Hoş çakal .

12 Aralık 2024 Perşembe

from poppies to succulents

 Baştacı veya cepte görmek pozisyonal olarak uzak görünse de hassas bir nüans var uygulamasında, bunu hissettirerek ifade etmeye çalışacağım. 

Prenses olma ihtimali taşıyan bir erkeğin size prenses muamelesi yapması, anlık olarak onun dişil enerjisinin sönüp uyumakta olan eril tarafının harekete geçtiğini gösterir, zira erkekler kendilerine yapılmasını istediğini yapar karşı tarafa (bknz: back door). Bu prenses muamelesi beni iter, gereksiz görürüm. Sonuçta hiç birimiz sarayda yaşamıyoruz, değil mi ? Hipotetik fantezilerden bıktım camların bile plastik olduğu mevcut dünyada. Organ-ik olun, organınızı fark edin; anatomi önemli.

Cepte görme / görülme farklı bir eril enerji besleme metodudur, bunu anlayamıyorum çünkü tüm bu prenses erkek toksisitesine rağmen hala kadın kalmamı hayretler içinde izliyorum. Şimdi Oedipus, meme, fakirlik, iğdişlik..bunlara girmek istemiyorum, sivil hayatımda öğretmek tercihim değil, hele ki karşılığında "hiç" varsa.

Özetle ;

Ben gelincik gibi bir kızdım, büyüdüm, gül gibi açıldım..dikenlerim de vardı üstelik beni ahenkle tamamlayan. Son zamanlarda fark ettim ki, kendi kendimi sulamaktan sukulent olmuşum. Daha sulu ve daha lezizim artık, mahzendeki şarrrap misali. 
Yani azizam, cepte tutulmak ya da başa çıkarılmak için fazla kalifiyeyim; bundandır ani yağmur basmaları..